ÖYKÜ ERSOY İLE RÖPORTAJ

Öykü Ersoy’u bu seneki Mamut Art Project’ten hatırlayabilirsiniz. Bugünlerde de kent ve insan ilişkisini irdelediği işleri, kırılgan çizgileri ve mizahi üslubu ile giderek daha çok beğeni topluyor. Gelecekte birçok güzel işe imza atacağını düşündüğümüz, artnivo’da da gelecek vadeden isimlerden biri olan Öykü ile sanatını, hayatını, gelecek planlarını ve “atölyem” dediği İstanbul ile Ankara arasındaki ilişkisini konuştuk.

 

'Kentler ' sıkça üzerinde durduğun bir konu. Bu konuyu senin için özel yapan nedir?
Çocukluktan itibaren içselleştiremediğim kavramlar: 'ev', 'mekan', 'kent', değiştirilmiş onlarca ev, içerisinde bana ait hiçbir şey bulunmayan ama aylarca kaldığım evler, sürekli yapılan yolculuklar, gel-gitler... Sanırım bu sayede, zamanla kente bakmayı ve gördüklerimi yansıtmayı öğrendim. Ardından 2012 yılında periyodik olarak Ankara'da, Somalili göçmenleri ziyaret etmeye başladım ve bu ziyaretlerin bir projeye dönüşmesi gerektiğini düşündüm. Proje, başkentin kentsel dönüşüm çerçevesinde terk edilmiş gettosunda kaçak yaşam sürdürerek kendilerine yeni getto oluşturmalarını belgeleyen fotoğraf kayıtlarından oluşuyordu. O dönem benim için kendimi içsel olarak tanımaya başladığım, sanatsal anlamda da keşfetmeye başladığım bir dönemdi ve tam bu sırada Ferhat Özgür'den ders almaya başladım ve sanata bakış açım, tekniğim, duruşum, her şeyim olumlu yönde değişmeye ve gelişmeye başladı. Bugün bir çok çalışmamda önemli yer tutan dikiş fikri bu projede ortaya çıktı mesela.

 

Kendini daha derinine inmekten alıkoyamadığın başka konular neler?
Kentin içindeki her şey... Daha çok, aidiyet, mekan, göç, ölüm, plastik anlamda leke, izler… İllüstrasyonlarımda aşk, korku, utanma, başkaldırı, kısaca yaşanmışlık barındıran, eskimiş, yıpranmış olanla daha çok ilgileniyorum. 

 

Ankara'da doğdun, şu an ise İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyorsun. 'Hala bir parçam orada' dediğin oluyor mu? Ankara'dan sende kalan izler, işlerine yansıyanlar var mı?
Pratikte burada yaşıyor olabilirim ama büyüdükçe fark ediyorum ki ruhum hep Ankara'da ve Ankaralı. Ankara'nın mekandan ve yerden bağımsız olarak sahip olduğu ruhunu çok seviyorum . Çalışmalarımı oluştururken orada çok fazla araştırma yapıyorum. Aynı zamanda Ankara'da oluşturduğum 'We are coming to your house inşallah' ve 'Vasıflı ölüler' gibi benim için çok önemli projeler var. Çocukluğum, ilk konserim, ilk sevgilim, yaşadığım ilk acı, ilk partim orası. Dolayısıyla oradan bağımsız düşünemem kendimi ve işlerimi. 

 

Daha önce kendini 'tam bir Kadıköy insanı' olarak tanımlamıştın. Röportajımızı da Moda'da gerçekleştiriyoruz. Hem burasıyla hem de İstanbul ile ilişkini nasıl tanımlıyorsun? Seni nasıl besliyor bu mekanlar?
Kendimi Kadıköy’de sosyal, huzurlu hissediyorum. İnsanlar samimi, belediyesi çok tatlı. Avrupa yakası korkutucu ve yorucu geliyor bana biraz. Burası İstanbul'un Ankara’sı benim için. Belediye dışında elbette! İstanbul sürekli koşmak, bir yere yetişmek ya da vaktinde yetişmek için çılgın hesaplar yapman gereken bir şehir. Bir yandan da büyülü ve muhteşem... Bütün zıtlıkları içinde barındırması sanırım onu vazgeçilmez kılıyor. Her gün gitmek isteyip, hatta zihnimde terk edip, geri dönüyorum buraya. Aslında beni temelde mekansızlık besliyor. Hissettiğim aidiyet yoksunluğunu kent içerisinde görmeyi arıyorum İstanbul'da da.

 

Bir atölyeye bağlı değilsin, nerede hayata geçiriyorsun zamanını? Üretim sürecinden biraz bahseder misin?
Evet, yerleşik bir düzenim, kendime ait bir atölyem yok. Aslında diğer yandan kent tümüyle benim atölyem. İşlerimi oluşturmadan önce sokaklarda vakit geçiriyorum, çalışma alanlarımla sosyal hayatımı geçirdiğim yerlerin aynı olmamasına özen göstermeye çalışarak…  Fotoğraflar, videolar çekiyorum. Yanımdan hiç ayırmadığım eskiz defterim var. İçerisi kolajlar, yazılar , illüstrasyonlar ve eskizlerle dolu. Okumalar yapıyorum, görseller topluyorum vs. Taşınabilir boyutlardaki bütün işlerim herhangi bir yerde yapıldı, yani işlerim de bir yere ait değil.

 

İşlerinde bir mizah, ironi seziliyor. Var olan düzene bir eleştiri var mı yoksa bir 'ideal' mi yaratıyorsun?
Eleştiri yerine tepki diyebiliriz (istemli ya da istemsiz). Dünya tonlarca adaletsizlik, haksızlık, acı ve ironi dolu ve ben kendi acılarımı, kendimde / çevremde kabullenemediğim her şeyi sanat aracılığıyla avantaja çevirmeyi öğrendim. İçselleştiremesem de kabul etmek, görmek, biraz daha yaklaşmak, yaklaştıkça tanımak... Yarattığım ya da yaratmaya çalıştığım bir 'ideal' değil. Sadece bunca acının bendeki yansıması; var olan düzene karşı kendime ait bir alan oluşturma çabası diyelim.

 

Bazı işlerinde sık ya da seyrek olarak yer verdiğin yazılara ne görev yüklüyorsun?
Sadece resimsel anlamda kompozisyonda nerede durmaları gerektiği konusunda görev yüklüyorum. Bunun dışında işlerimin kavramsal çerçevesini oluşturan yazılar; çocukluk anılarım, söylemek isteyip söyleyemediklerim, kendi içsel yolculuğumda kendime itiraf ettiklerim, bazen Italo Calvino denemesinden bir kesit, şiir, etkilendiğim hikayeler… 

 

Karışık, kırılgan denilebilecek çizgilerin, birbirini sıkıştıran figürlerin var. Nasıl bir işlevi var bu aktarımların?
Ben de karışık ve kırılgan biriyim çünkü. Günlük yaşamda yüklenmemiz gereken onlarca rol ve sorumluluk varken kendimize savunma mekanizmaları oluşturuyoruz. Güçlü görünmek, ciddi olmak... Bir de kadınsanız çok daha fazlası. Kontrolsüz olduğum anlarda içimdeki kırılganlık, hassaslık, karmaşa ve kaos çizgilerime, renklerime yansıyor. Bu durumdan çok memnunum. Sanatla birlikte ben de kendimi tanıyorum, kendim oluyorum . 

 

Yeditepe Üniversitesi'nde eğitim aldın, karma sergilerde yer aldın, bir de yurtdışı deneyimin var. Nasıl değerlendiriyorsun kişisel yolculuğunu?
Yeditepe Üniversitesi'nde Plastik Sanatlar eğitimi aldım. Haziran ayında birincilikle mezun oldum. Üniversitede okuduğum süreç benim için hem kişisel başarı hem de sanatsal deneyim açısından çok büyük önem taşıyor. İşlerini hayranlıkla izlediğim sanatçılardan ders aldım, fikir alışverişinde bulundum. Bir yandan tek başıma başka bir şehirde yaşamayı burada öğrendim. İlk sergi deneyimimi Halka Sanat Projesi'yle gerçekleştirdim. Brerart'a ‘Geçmişe mektuplar' serisinden işlerimi Halka Sanat aracılığıyla gönderdim. Halka Sanat'la işbirliğinde olduğum hiçbir sergide içime sinmediğini düşündüğüm bir çalışmam ya da üzerimde bir baskı, müdahale hissetmedim. Bu anlamda çok şanslıyım. Sonrasında Mamut Art Project ve artnivo serüvenim başladı. Yolculuğumu bazen yavaş, zor ama yerinde buluyorum. 

 

2014'te Mamut Art Project 'te işlerin sergilendi. Nasıl bir deneyimdi bu?
Hayatımın en güzel deneyimiydi. Böyle müthiş bir projenin bir parçası olmak, görünürlüğümü Mamut'la kazanmak benim için büyük şans. Mamut Art Project'in ayrıcalığını ancak oraya katılan genç sanatçı adayı anlayabilir. Başvuru sürecinden, işlerin yerleştirildiği güne, açılış gecesinden bugüne kadar gelen süreçte hep ‘iyi ki katıldım’ diyorum. 

 

Yakında bir solo sergin ya da başka bir projen var mı?
Şubat ayında Halka Sanat Galeri'de 'Korku' temalı bir sergiye katılacağım. Bunun dışında çektiğim fotoğrafları, videoları kullanabileceğim ve farklı malzemeler deneyebileceğim yeni bir seriye başladım, illüstrasyonlarımı fotoromana çeviriyorum. 

 

Uzun dönemde hedeflerin neler?
Hiçbir zaman uzun vadeli planlar yapan biri olmadım. Ama hedef yerine dilek dersek; planlı yaşamak zorunda kalmadığım ve üretmeye daha fazla vakit ayırabileceğim günler dileyebilirim. Malzeme ve teknik konusunda öğrenmek istediğim çok fazla şey var. Kafamı bu anlamda rahatlatıp uzun süredir hayata geçirmeyi düşündüğüm projeleri gerçekleştirmeyi düşünüyorum. 

 

Şu anda Lucca'daki ‘Celebrations and Memories’ serisinde bir işin yer alıyor daha bir ay orada olacak. Aslında sergideki tüm işler kutlama temasıyla bağlantılı ama bize buradaki işlerinden biraz daha fazla bahsedebilir misin?
Sergideki işimin adı ‘Ev Partisi’. Sergi için toplantı yaptığımızda aklıma gelen, parti süslerini sanat eserine dönüştürmek bir yandan da kendi tekniğimden çok uzaklaşmamak oldu. Balon, sim, şarap lekeleri, kumaş kullanarak deneysel bir resim yapmak istedim. Balonların içine çeşitli boyalar ve malzemeler doldurarak kurumasını bekledikten sonra patlatarak tual üzerindeki ev partisinin kendi kompozisyonunu kurmasına izin verdim. Ortaya böyle bir resim çıktı. 

 

Farklı sosyal medya kanalların kullanıyorsun. Tumblr , Behance, Instagram gibi. Sanatçı kimliğin açısından bu mecraların sana kendini anlatmak vb gibi bir yararı var mı?
Kesinlikle evet. Sürekli güncelleyemesem de sosyal medya kanallarını kullanmak bana çok mühim geliyor. Online olarak izlenilebilir ve ulaşılabilir olmak kendimi daha kolay anlatmamı sağlıyor.

 

artnivo online bir sanat platformu ve çok alışılmamış bir iş modeli. Bir sanatçı olarak burada yer almanın sana yansımaları nelerdir?
İşlerimin her an görünür olması benim için heyecan verici ve çok farklı bir deneyim. Bu kadar kısa zamanda yıllardır işin içerisindeymişcesine kabul görmesini takdirle karşılıyorum. Sergi gezmenin ve tek tıkla birçok sanatçının işlerine ulaşılmasının yanında yayınladığı yazılar, paylaşılan haberlerle desteklendiğinde inceleyen herkesi sanat izleyicisine dönüştürüyor. Ben kendi adıma sanatın ve kendi sanatımın herkes tarafından ulaşılabilir  ve anlaşılabilir olmasını büyük heyecanla karşılıyorum. Teknolojinin bu kadar hayatımızın içinde olması sanattan bağımsız düşünülecek bir şey değil. Bence kısa zamanda harika bir iş başardılar.

 

Röportaj: Rana Kelleci
Ocak, 2015

Sanatçı Başvuru Formu

Sanatçı başvurusu için biyografinizi, son dönem çalışmalarınızın görsellerini ve açıklamalarını içeren portfolyonuzu sisteme yükleyerek bize iletebilirsiniz. Video çalışmalar için bize link iletebilir ya da izleme kopyalarını artnivo.com project space adresine USB ya da DVD içinde postalayabilirsiniz. USB ve DVD’ler adresinize geri gönderilmeyecektir, dolayısıyla orijinal eseri değil, izleme kopyalarını gönderiniz. Sanatçının verdiği e-posta adresi üzerinden iletişime geçilerek, başvurulara bir ay içinde yanıt verilecektir
artnivo.com project space
Sadi Konuralp Cad. Nejat Eczacıbaşı Binası No:5B 34433 Şişhane /İstanbul

Ad Soyad Telefon
Mail Portfolyo
Dosya Ekle