At the Atelier with Alican Leblebici

Toplumsal cinsiyet, kimlik, cinsellik ve beden konuları üzerine eğilen sanatçı, cinsel kimlik ayrımlarının keskin olmaması gerektiğini vurgulamak adına, resimlerinde de modellerini bulanıklaştırıyor, ayırıyor ve böylece sınırları yumuşatıyor. Toplumun belirlediği ana şekillendirmeler üzerinden yola çıkan Toraman, birey üzerinde baskı kuran ayrımları, resimlerinde kendi diliyle ifade ediyor.

Toraman, kadın ve erkek kategorilerini nasıl anlamlandırdığımız ve ayırdığımız üzerinde durarak, bu ayrımın bu kadar keskin hatlarla ayrılamayacağını söylüyor. Aynı kimlik kartlarımızda olduğu gibi, resimlerinde kullandığı kadın ve erkeği sembolize eden bebek mavisi ve uçuk pembe tonlarıyla cinsiyet kategorilendirmelerine vurgu yapıyor. Kadın ve erkek portrelerini birleştirerek cinsel kimliğini okuyamadığımız androjen portreler yaratıyor ve bu portreleri kusursuz olarak bize gösteriyor; bu anlamda cinsel kimsiksizliği yüceltiyor. Özer Toraman ile atölyesinde buluştuk…

Röportaj: Polen Korkmaz

We met with Artnivo artist Alican Leblebici in his workshop.

Leblebici, who presents the portrait in a new way while preserving its privileged position, sets out from portrait and self-portraits themselves as well as his own life. The artist, who is fed by the different disciplines he interacts with, especially literature, seeking his own representation through other bodies, uses different models in his paintings or paints himself in various moods and situations. By painting his models or himself, he reproduces the paint on the skin upon the canvas.

While there is a careful photo-realistic style in Leblebici’s paintings; in some, the expressive paint strokes reflected on this meticulous workmanship draw attention. The artist, who removes paint from matter and describes it as his own soul, splashes paint on his canvases as a way of being in paint. We talked about the art and himself, whose future plans are to start production with different techniques.

Interview: Özge İnal