At the Atelier with Gökhan Gökseven

We visited Gökhan Gökseven at his workshop in Yeldeğirmeni.
Toplumsal cinsiyet, kimlik, cinsellik ve beden konuları üzerine eğilen sanatçı, cinsel kimlik ayrımlarının keskin olmaması gerektiğini vurgulamak adına, resimlerinde de modellerini bulanıklaştırıyor, ayırıyor ve böylece sınırları yumuşatıyor. Toplumun belirlediği ana şekillendirmeler üzerinden yola çıkan Toraman, birey üzerinde baskı kuran ayrımları, resimlerinde kendi diliyle ifade ediyor.

Toraman, kadın ve erkek kategorilerini nasıl anlamlandırdığımız ve ayırdığımız üzerinde durarak, bu ayrımın bu kadar keskin hatlarla ayrılamayacağını söylüyor. Aynı kimlik kartlarımızda olduğu gibi, resimlerinde kullandığı kadın ve erkeği sembolize eden bebek mavisi ve uçuk pembe tonlarıyla cinsiyet kategorilendirmelerine vurgu yapıyor. Kadın ve erkek portrelerini birleştirerek cinsel kimliğini okuyamadığımız androjen portreler yaratıyor ve bu portreleri kusursuz olarak bize gösteriyor; bu anlamda cinsel kimsiksizliği yüceltiyor. Özer Toraman ile atölyesinde buluştuk…

Röportaj: Polen Korkmaz

We visited Gökhan Gökseven at his workshop in Yeldeğirmeni.

Focusing on the events taking place in his inner world, including his dreams, and current events in the world witnessed by everyone, Gökseven presents an enigmatic, open-ended, mysterious narrative language with an escapist attitude that the audience can determine based on their own experiences.

Tend to maintain the atmospheric theme and specific narrative style that ties his work together, he reminds us of an emotion we can feel when looking at a scene from a movie we haven’t seen. Focusing on the field of painting with a surrealistic approach, Gökseven gives us a single piece of a big puzzle and leaves it to us to find the remaining pieces.