Önceki Sayfa
Ani Çelik Arevyan

Ani Çelik Arevyan

1985 yılında fotoğraf çalışmalarına başladı.  İlk kişisel sergisini 1993 yılında İstanbul Kadın Eserleri Kütüphanesi’nde açtı. 1998’den beri Galeri Nev İstanbul’da solo sergileri izleyiciyle buluşuyor. “Yaşam ve Ölüm Arasında” (1998), “Bu Dünyaya Ait İzler” (2014) bazıları. “Göründüğü Gibi Değil” isimli kişisel sergisi 2010 yılında İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde gerçekleşti.  Katıldığı grup sergileri arasında “İstanbul Modern-Bahreyn” (Bahreyn Ulusal Müzesi, 2013), “Seni Seviyorum İstanbul/Dostlar” (Üç Horan Kilisesi Naregyan, İstanbul, 2011), “2. Barış Kültürü için Uluslararası Forum-2nd International Forum for a Culture of Peace” (Rodos, 2000), “İstanbul Regards Croisés-İstanbul Farklı Bakışlar” (Sipa Press, Paris, 1999) sayılabilir.   Arevyan 1990 yılında Kodak Profesyonel Avrupa Ödülleri (Kodak Professional European Awards) Türkiye Birinciliğini kazandı ve Fransa’nın Arles kentinde Türkiye’yi temsil etti. 2000 yılında Pamukbank Fotoğraf ödülünü kazandı. Arevyan’ın eserlerinin yer aldığı kamusal ve özel koleksiyonlar arasında Biblioteque National de France, İstanbul Modern Sanat Müzesi ve Bülent Eczacıbaşı koleksiyonları bulunuyor.      Eser Açıklaması: Arevyan’ın “Bu Dünyaya Ait İzler” dizisi çağdaş anlayışa göre gerçeklik referansının silinmesi durumuyla ilgili bir yorum önerir. Dijital ve fiziki dünya arasındaki yer değiştirmeler, bizleri görüntünün kendini deneyimlenmiş olanın zaman-mekan bağlamında temellendirmesi için gereken çabayla ilgili kuşku duymaya yönlendirir. Yeni serisinde Arevyan zamana dair olanı işinin merkezinde konumlandırır; fotoğraflardaki baskın görsel referans olan türbülans hareketi ancak zamanın varlığı hesaba katıldığında kavranabilir. Arevyan’ın fotoğrafları zaman içindeki konumumuzu sorgularken bizleri bilinmeyen bir dünyaya yönlendirir.  Figürlerin rüya gibi halleri ve tekrarlanışları gerçeklikle kurdukları bağı belirsizleştirir. Arevyan’a göre “Bu Dünyaya Ait İzler” dizisindeki figürlerin zaman boyutunda nerede oldukları belli olmadığı gibi gerçek olup olmadıkları da belli değildir.  Uçuşan figürler uzayda düşen bedenleri anımsatan duruşlarıyla bir girdapta sürekli dönüş halinde gibidirler. Sürekli hareketin izleri zaman ve geçicilikle ilgili sorular ortaya koyar.  Arevyan tüm bu sorgulamaları iç içe düşünerek fotoğrafı, varoluşsal kuşkuları yeniden formüle eden ve bu kuşkulara yön veren bir araca dönüştürmeyi amaçlar. Modellerin görüntüleri, yeniden düzenlemeler ve yinelemelerle sunulur. Arevyan’ın figüre yönelik müdahaleleri hem modeli yönlendirme hem de dijital, yeniden düzenleme düzeylerinde işler; bu çift katmanlı estetik jest Arevyan’ın fotoğraf pratiğinin güncel sanat alanındaki belirleyici özelliklerinden biri olan gerçekliğin sorgulaması için bir temel teşkil eder

İşlerimi yaratma sürecini, fotoğraf çekmekten çok fotoğraf yapmak diye tanımlamayı tercih ederim. Ürettiğim işler tek bir dokunuşla şekillenmiyor, uzun bir hazırlık sürecinin sayısız gözlemle buluşup ve binlerce katmanda harmanlanmasıyla oluşuyor. Fotoğraflarımı genellikle seriler halinde üretmek, sürekliliğin ve peşine düştüğüm sayısız görsel kombinasyonun sunduğu estetik olanakları keşfetmek için bir araca dönüşüyor benim için.

Eskrim uğraşımın fotoğrafla kurduğum ilişkiye de yansıdığını düşünüyorum bazen. Eskrimdeki bedenin ölüm ve yaşam arasındaki estetik duruşu fotoğraflarımda figürü daha üretken bir esneklikle kurgulamama yardımcı oluyor. Binlerce duruş, binlerce davranış, binlerce savunma ve binlerce atak fotoğraflarımın içine sızıyor ve onları şekillendiren güce dönüşüyor. Eskrimin objesi kılıçla kurduğum jestlere dayalı ilişkiyi fotoğraflarımı yaparken kullandığım üretim araçlarıyla kurduğum ilişkiye benzetiyorum.

Fotoğraflarımı zamanın silindiği ancak değişimin tüm zenginliğiyle gözler önünde olduğu ince bir çizgi üzerinde kurgulamayı tercih ediyorum. Figür, nesne ve ışığı yorumlayarak oluşturduğum zamansız çerçeve gergin, sarsıcı, deforme olmuş formlarla, uyum ve uyumsuzlukla doluyor.