Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası, İstanbul Modern
Tarih: 22 Ocak – 6 Eylül 2026
İstanbul Modern’de açılan “Tüm Renklerin Aryası” başlıklı Semiha Berksoy sergisi, 22 Ocak 2026’da kapılarını açtı ve 6 Eylül 2026’ya kadar ziyaret edilebiliyor. Türkiye’de Berksoy’a adanmış en kapsamlı sergilerden biri olan bu seçki, sanatçının yaklaşık 70 yıla yayılan üretimini; resim, desen, sahne çalışmaları, fotoğraflar ve arşiv materyalleriyle birlikte 200’ü aşkın yapıt üzerinden izleyiciyle buluşturuyor.

Olağandışı bir retrospektif
Sergi alışılmış türden bir retrospektif değil. Kronolojik bir anlatı yerine tematik bir kurgu tercih edilmiş. Ziyaretçiler sergiyi gezerken düz ve kronolojik doğrusal bir akış beklemek yerine, Berksoy’un hayatındaki duygusal, sahnesel ve düşünsel katmanlar arasında gidip gelen bir yapı ile karşılaşıyor. Bu da sergiyi biraz daha sezgisel bir okuma gerektiren bir deneyime dönüştürüyor.

Sergi disiplinlerarası bir üretime odaklanıyor
Semiha Berksoy sadece bir ressam değil, aynı zamanda opera sanatçısı, oyuncu ve yazardı. Bu yüzden sergideki pek çok iş, sahneyle, performansla ve bedenle doğrudan ilişkili. Resimleri çoğu zaman bir sahne anının uzantısı gibi çalışıyor ve bu bağlantıyı fark etmek, sergiyi çok daha anlamlı hâle getiriyor. Böylelikle sergi ziyaretçilerin Berksoy’un kimliğiyle daha doğrudan bir ilişki kurmasına imkân veriyor.

Kişisel mitoloji fikri öne çıkıyor
Sanatçının işleri yalnızca görsel estetik bağlamında okunmanın ötesine geçiyor. Tüm üretimleri oldukça öznel, dramatik ve zaman zaman yoğun duygular taşıyan anlatılar içeriyor. Otoportreler, sahne imgeleri ve tekrar eden figürler, sanatçının kendi hayatını ve ilişkilerini bir tür görsel hikâyeye dönüştürdüğünü gösteriyor. Bu yüzden eserleri okurken izleri sürülebilen biyografik ipuçları sergi deneyimini derinleştiriyor.

Sergi 200’ün üzerinde esere ev sahipliği yapıyor.
Sergideki eser yoğunluğu ziyaretçilerin başını döndürebilir. Bu yüzden sergiyi tek seferde gezmeye çalışmak yerine, belirli bölümlere odaklanarak gezmek daha verimli olabilir. Sergiyi zamana yayarak hatta birkaç güne bölerek gezmek, bu ziyaretler sırasında ya da öncesinde müze tarafından yapılan yayınlardan yararlanmak, sergi deneyimini daha kişisel ve güçlü hâle getirebilir.
Duygusallıktan beslenen bir içerik
Serginin duygusal tonu oldukça yoğun. Berksoy’un işleri çoğu zaman yüksek bir dramatik enerji taşıyor; kırmızı tonların yoğun kullanımı, sahne estetiği ve bedenin ifade gücü sergi boyunca hissediliyor. Bu da sergiyi sadece izlenen değil, aynı zamanda hissedilen bir deneyime dönüştürüyor. Özellikle sanatçının yazdığı ya da ona yazılan mektupları okumak ya da opera kariyeriyle ilgili bir araya getirilen belgeleri incelemek, onun ruh hâlini anlamak için önemli anlatılar hâline geliyor.



